15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

7101 sayılı Kanun ile 09.06.1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 285
ve müteakip maddelerinde yapılan değişikliklerle İflas erteleme müessesesi
kaldırılmış onun yerine konkordato uygulaması getirilmiştir.
Buna göre, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde
ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya
tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan
kurtulmak için konkordato talep edebilecektir.
Kanunun “Konkordato talebine eklenecek belgeler” başlıklı 286’ ncı maddesinde
borçlunun, konkordato talebine eklemesi gereken belgeler tadadi olarak
sayılmıştır. Maddenin “e” bendinde ise “Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen
bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde
yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren
finansal analiz raporları ile dayanakları. Şu kadar ki bu şart 3/6/2011 tarihli ve
635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi kapsamında küçük
işletmeler bakımından uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca Kanunun 286’ ncı maddesi uyarınca sunulan malî tabloların tarihinin
başvuru tarihinden en fazla kırk beş gün önce olabileceği hüküm altına alınmıştır.

İflas erteleme müessesesinden farklı olarak konkordato uygulamasında bu
konunun daha sıkı bir biçimde disiplin altına alınması gerektiği düşüncesiyle talep
sahibi borçlu şirketin mali ve finansal durumunu net bir şekilde ortaya koyan
belge ve tablolarının konkordato talebine ilişkin dilekçenin ekinde mahkemeye
ibraz edilmesi zorunlu kılınmıştır.
Bu maddeye ilişkin gerekçede, bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan
ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle
muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporlarının da konkordato talebiyle
birlikte mahkemeye sunulmasının istendiği böylece başarı ihtimali bulunmayan
konkordato taleplerinin engellenmesinin amaçlandığı ancak, küçük İşletmeler
finansal analiz raporu ibrazı mecburiyetinin dışında tutulduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, konkordato talebiyle birlikte mahkemeye sunulan belge ve tabloların
tarihinin, başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olması aranmaktadır.
Böylece değerlendirmelerin, örneğin altı ay, bir yıl öncesine ait olan ve geçen
zamanın etkisiyle gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaşan verilerden hareketle
değil, güncel verilerden hareketle yapılması sağlanmak istenmektedir. Maddenin
gerekçesinde bu açıklamalara yer verilerek konkordato talebinin mahkeme
tarafından kabul görmesinde bağımsız denetimin ve buna ilişkin raporun rolü
açıkça vurgulanmıştır.

Bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan finansal analiz raporunda
“Konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin mümkün olduğu”
yönünde bir görüş bildirilmesi durumunda borçlu şirket, Kanunda sayılan sayılan
tüm belgeleri eksiksiz olarak hazırlayıp mahkemeye başvurduğunda mahkemece
konkordato talebi çerçevesinde geçici mühlet kararı verilebilecektir.

Kanunda bu rapor, “finansal analiz raporları ve dayanakları” olarak ifade
edilmekte olup raporun Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bir bağımsız

denetim kuruluşu tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Raporda, ön projenin
gerçekçi olup olmadığı değerlendirilmeli ve bu değerlendirmelerin sonucuna göre
görüş verilmelidir. Bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanacak özel amaçlı
raporun borçlunun mevcut durum tespiti ve hazırlanan ön projeye ilişkin görüş
raporu şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Sonuç olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda 7101 sayılı Kanunla yapılan
değişikliklerle, Kanunda belirtilen küçük işletmeler dışındaki borçlu şirketlerin
konkordato taleplerindeki ön projelerinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin
kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporlarının bağımsız
denetim kuruluşlarınca hazırlanması gerektiği düzenlenmiştir. Bu bağlamda,
mahkemeye sunulacak söz konusu rapora ilişkin sürecin doğru yönetilmesi hem
borçlu şirket hem de bağımsız denetim kuruluşları açısından büyük önem arz
etmektedir.

Melih Diril